eylül's profileeylülPhotosBlogListsMore Tools Help

eylül

eylül

Interests
No list items have been added yet.
HASAN HÜSEYİN
by 
by 
by 
by 
by 
Updated 11/20/2008
Updated 11/20/2008
Updated 11/16/2008
Updated 11/15/2008
Updated 11/11/2008
Updated 11/1/2008
Updated 10/2/2008
Updated 9/25/2008
Updated 9/21/2008
Updated 9/18/2008
Updated 12/24/2007
No list items have been added yet.
November 07

BEDENSEL ENGELLİLERLE DAYANIŞMA DERNEĞİ

 
BEDENSEL ENGELLİLER DERNEĞİ DİYOR Kİ;
Ülkemizde binlerce yardıma muhtaç engellinin,ilaç ve temel bakım ihtiyaçlarının karşılanması için yardımlarınızı bekliyoruz.
Yardımlaşmak iç huzuru artırır.Hem kendiniz için,hem sizin olanaklarınıza sahip olmayana bir parça fırsat yaratmak için......Lütfen
Bir kaç sanye üzerinde düşünelim ve bu gün bu konuyu bir kaç arkadaşımızla konuşalım...
 
Başvuru adresleri:
Tel:0 216 441 08 34- 0 216 370 81 66
Web:www.bedd.org.tr
Mail:bedd@bedd.org.tr
October 31

AŞK DA NEFRET DE BEYİNDE KISA DEVREYE NEDEN OLUYOR

NEFRET DUYGUSUNUN FİZYOLOJİK NEDENLERİ ÜZERİNE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA,
AŞK İLE NEFRETİNBEYİNDEKİ SİNİR AĞLARINI AYNI ÖLÇÜDE AKTİVE ETTİĞİNİ ORTAYA  KOYDU.
BUNA GÖRE İKİ DURUMDA DA KİŞİNİN DAVRANIŞLARI AŞIRI OLUYOR.
 
TARAF GAZETESİ.
October 29

GİDENLERE.......


DÜN DAĞLARDA DOLAŞTIM EVDE YOKTUM

	Güneş cebimde bir bulut peydahladı. Taş, kördür diye yazdım. Ölüm, geleceksiz.
Şeylerin yalnız adı var. Ve: 'Ad evdir.'   (Kim söyledi bunu?)   Dün dağlarda dolaştım,  evde
yoktum.  Bir uçurum  bize bakmıştı,  uçurumun konuştuğu usumda.   Buydu  bizim kendine
sonsuz  olanı  duyduğumuz.  Nesneler  ki  zamanda   vardır.     Terziler  çıracısı  Hermüsül
Heramise'nin  pöstekisi  her  bahar   ayaklanırdı.     Yağmur  yağmamazlık   edemez.  Taş,
düşmemezlik.

	Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur.  Otların canı sıkılmaz.   Kurşunkalem
kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu.   Seni bilmem,  bir söylene dönüşmek içindir dünya.
Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk dediğimiz
budur.

	Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben gidiyorum. Ölüme, o büyük tümceye,
çalışacağım.




                                                                                      dün dağlarda dolaştım evde yoktum




İlhan BERK

ZELHA

.....Zelha,genç,duygulu,duyarlı,miniminacık bir öğretmen.
Kısa bir selamlaşmamız oldu.Ondan sonrasında sessiz sedasız,ara ara bir birimizin sayfasına konuk olduk.
Hoş süprizleri vardı.Her defasında beni güldürür,duygulandırırdı...
Ne oldu bilmiyorum.Ama zelha sayfasını kapatmış.Sanki küsmüş,küstürülmüş gibi....
Zelha'yı özledim.
October 21

AYRILIĞN YÜREĞİ

Sessiz sedasız yaşayan bir ayrık otuydu,Orta Anadolu'da
Kıtlıktan önce.
En küçük bir şeyden coşardı.
Mesala bir kuş uçmasın Kızılırmak'adoğru,
Köklerine su yürümüş gibi sevinirdi.Bir bulut geçsin üstünden
Ayrılıktan çıkardı.
Dünyayı,derdi,Dünyayı,
Hiçbir şeylere değişmem...
Şimdi yaşamak istemiyor.....
               İlhan Berk
October 15

DUENDE

DENİZ TÜRKALİ (Arşivi)Lorca "Duende" yazısında hayatında ilk kez Paganini dinleyen yaşlı bir Çingene'nin heyecanla bağırdığını anlatır "Ole! Bunda duende var." Duende sözcüğü çeşitli gayretlerle diğer dillere çevrilmeye çalışıldı. Hiçbiri olmadı. Sonunda "duende", her dile "duende" olarak yerleşti, çünkü bu sözcüğün çevirisi hiçbir dilde tam kaşılığını bulmuyordu. Cin, ecinni, büyü, büyüleme, ışık, ısı, şeytan çarpması, ruh, ruhunu şeytana verme, kaptırma, çaldırma vs. vs... olmuyor işte.
Lorca, "Duende sonradan edilinemez, çok çalışarak da elde edilemez, varsa vardır. Sonradan olmaz" diyordu. O bir bağıştır.
Maria Callas'ta duende vardı. Dostoyevski'de de vardı.
Ateşin başında, bir sürü genç kız dans ediyordu. Hepsi birbirinden güzel bu kızlar danslarını bitirince, kenarda onları seyreden yaşlı bir kadın kalktı dansa herkesin nefesi kesildi. Çünkü bu dansta
"duende" vardı.
Çoğunluğun beğenisini heyecanla karşılayanlardan değilim. Çoğunluğun ortak kararı beni tırstırır hatta biraz da korkutur. Bana istemediğim onaylamadığım hayatı yaşamak zorunda bırakanlar hep bu ortak kararda imzası olanlar değil mi? Varsayılan bir ortalamanın iktidarı altında, onların tercihleri doğrultusunda yaşamak zorunda bırakılmak ve itirazların cılız sesinin çoğunluğun gürültüsünde boğulması delirtmez mi insanı?
Dolu dizgin yaşamak varken dar sınırlar içine sıkıştırılmak çıldırtmaz mı insanı?

Halkı isyana teşvik
Aşkları, acıları, sevinçleri, kederleri ölesiye, ama kimseye yıvıştırmadan, ama tanıklığınızda yaşanan bir hayatın sahiciliği düpedüz bu hazır ve bunaltıcı hayata isyan değil midir, halkı isyana teşvik değil midir?
Aynılıklara hayatınla itiraz etmek, bütün
"ötekilerin" yanında "sizden biri olmak için değil, ben olarak yanınızda durmak için
burdayım" deyip kendi şarkını söylemek, kazandığın "zafer"leri pervasızca bir kenara itiverebilecek biri olmak bu lanet olası
ortak kararlara isyan değil midir, halkı isyana teşvik değil midir?
Herkesin bayıldığı biri olmak kolay değil. Ama herkesin bayıldığı biriyken, buna her an arkanı dönüp gidebilecek gibi durmak; gerçekten hiç de kolay bir şey değil. Böyle bir duruş özgürlük üzerine bir kere daha düşündürmez mi insanı?
Sentetik ve dizayn duyguların egemenliğindeki
bir dünyada, adının 'duygulu'ya çıkması, (duygusal konuşmak, duygu yüklü (!) olmak, yoğun duygular yaşamak (!)), nasıl içini bayar, duygudan ikrah ettirirse, bazen de bir dize ile yüreğinin arınması, nasıl da yeniler, tazeler insanı.
Ben bir konsere gittim. Konserde "duende" vardı. Konser bana bu yazdıklarımı düşündürdü.Konserin adı Sezen Aksu'ydu.

Okuyucu yorumları
October 10

SONBAHAR SIKINTILARI...

Bu aylarda güneş,eski sıcaklığıyla karşılamaz bizi.
Doğa, huzur veren yeşil elbisesinden soyunur...
Her taraf içli,hassas bir sarlığa bürünür...
Bu aylar bizi de vurur...
Ayrılıkları,
Terkedilmişliğimizi,
İç sızılarımızı,
Düne ait kapanmamış tüm yaraları zonklatır
Canımızı acıtır...
İç sıkıntıları,
Buhranlar,
Kendini yetersiz hissetme,
Anlamsızlık,
Her şeyin bir tekrar olduğunu düşünme,
Keyifsizlik,
Nedensiz sızılar,ağrılar...
Karamsarlıklar,
Kararsızlıklar olarak kapımızı çalar.
Bu durumlarla başetmek bizim için zordur.
Doğa kabuk değiştirdiğini bilir.Ama insan böyle düşünmez.
Hayatında yaşadığı bütün olumsuzlukar arasına bir köprü kurar.
Bir anda hayatının dengesini kaybeder.
Bu dönemleri yaşarken,en doğru tutum bir danışmana başvurmaktır.
Kendinize itinalı davranırsanız,iç dünyanız size hazinelerini açar
Sevgilerimle
0232 323 56 13
Fax:0232 323 56 15
October 04

EFT

Öğrencilerime müjde......... 
Algılarınızı açmak,öğrenmeyi hızlandırmak,
Ders çalışmaya istek duymak,
Ders çalışırken sıkılma,yorulma gibi engellerle başetmek,
Sınav kaygısından kurtulmak,
Başarılı yanını görüp, başarısız yanını güçlendirmek,
Gibi birçok konuda değişik danışmanlık hizmetleri veren kuruluşların yanında,birde
EFT gibi, enerji dengenizi ,her gün kendinizin kurabileceği,yöntemlerde uygulanmakta.
 
Bu konuda inceleme ve araştırma yapmak istiyorsanız,www.psikocozum.com. başvurabilirsiniz
tlf:323 56 15-323 56 13 ve psikocozum@mynet.com da diyebilirsiniz.
Hepinize sevgiler....
Oradaki uzman danışmanlardan geniş bilgi alabilirsiniz
September 30

bayrama dair

hani bir gün sonrası bayram
insanın en çok bugün, yani bayramın arifesinde
dolar çoçukluğu gözlerine
gözlerinin seyrinde
kalbinin derinliklerinde sızlar düşleri
ama bazen sadece çoçukluğa dair gelmez düşler
insan seyrine
çookkk hemde çok dolar ömrün her vaktine ilişkin
hele de yaşanamamışlıklarsa o düşlerin adı,
değmeyin yarasına garibin demek en doğrusu olur
o yüzden varalım da değmeden geçelim şu yarayı
şu yaraları....
gün şen ola, gülü_şen ola demenin adı
 hani şimdiki büyükler öyle diyor
bizlerde galiba bugünün büyükleri oluyoruz
varsın bazen dinleye dursun kulaklarımız bu sözleri
kaptıralım kendimizi bugünün çoçuklarının duyumsadığı sevinçe
gelir mi sevinç, dolar mı sevinç kalplerimize bilinmez
ama dost dilekleri illaki duyulur bugün
iyi günde , günde kötü günde olmanın farkındalığıdır dostluk
biz bugünü ve her günü böyle yaşaya_ duralım
durulur mu böyle her birimiz için hayat karşısında
o da bilinmez her kes için
ama madem bayramdır
madem seyrandır
ve madem şeker dir bu bayramın adı
bayram olsun
seyran olsun
şeker olsun
günümüz....
öyle olsun
kutlu ve muhani bir gün sonrası bayram
insanın en çok bugün, yani bayramın arifesinde
dolar çoçukluğu gözlerine
gözlerinin seyrinde
kalbinin derinliklerinde sızlar düşleri
ama bazen sadece çoçukluğa dair gelmez düşler
insan seyrine
çookkk hemde çok dolar ömrün her vaktine ilişkin
hele de yaşanamamışlıklarsa o düşlerin adı,
değmeyin yarasına garibin demek en doğrusu olur
o yüzden varalım da değmeden geçelim şu yarayı
şu yaraları....
gün şen ola, gülü_şen ola demenin adı
 hani şimdiki büyükler öyle diyor
bizlerde galiba bugünün büyükleri oluyoruz
varsın bazen dinleye dursun kulaklarımız bu sözleri
kaptıralım kendimizi bugünün çoçuklarının duyumsadığı sevinçe
gelir mi sevinç, dolar mı sevinç kalplerimize bilinmez
ama dost dilekleri illaki duyulur bugün
iyi günde , günde kötü günde olmanın farkındalığıdır dostluk
biz bugünü ve her günü böyle yaşaya_ duralım
durulur mu böyle her birimiz için hayat karşısında
o da bilinmez her kes için
ama madem bayramdır
madem seyrandır
ve madem şeker dir bu bayramın adı
bayram olsun
seyran olsun
şeker olsun
günümüz....
öyle olsun
kutlu ve mutlu günlere vesile olsun
herkes dilediği gibi yaşadursun tabiki
ve dile kolay
gelen dilekler hayatta da gerçeğe dönüşsün....
dönüşür mü.....???/
valla bilmem
taktir_ i ilahi...
kutlu olsun, mutlu olsun velhasıl kelam 

 
tlu günlere vesile olsun
herkes dilediği gibi yaşadursun tabiki
ve dile kolay
gelen dilekler hayatta da gerçeğe dönüşsün....
dönüşür mü.....???/
valla bilmem
taktir_ i ilahi...
kutlu olsun, mutlu olsun velhasıl kelam 

 
September 19

Konuşulan konu perspektif

 

Alıntı zelhanın çalışması.Çok beğendim.Paylaşıma açıktı.Aldım.

perspektif

September 18

Beklentisiz....

Beklemiyorum artık.Güven talebimde yok artık.Bir omuza da ihtiyacım kalmadı...
Bastığım yer kadar hacmim.Bir ağaç kovuğu yeter,sığınacak gönüle de  gerek yok....
KIrgınlık,küskünlük değil;
Yükleri boşluğa fırlatmaktır.Ne ağırlık olurum,ne ağırlığını taşırım....
Birbaşına olma hali.....çoktandır unutmuşum.....yeniden hatırladım...
Bazı yollar yalnız yürünülüyormuş....öğrendim.
 
July 05

FAUST

ZAVALI ŞEYTAN,BANA NE VEREBİLİRSİN Kİ?
Yükseklere göz dikmiş insan bilincini,
senin gibiler kavrayabilir mi hiç?
Sendeki gıda doyurmaz insanı,
Elindeki kızıl altın ,civa gib,
Avcun içinde akıp gider
Senin kumar maslarında,
Kimse kazanmaz,
Daha sarılırken başkalarına bakar,
Göndereceğin kızlar,
Vereceğin itibarın tanrısal gururu
Kuyruklu bir yıldız gibi,
Kayar gider,
Bunları mı sunacaksın
Göster bana bakalım,
Koparılmadan çürüyen bir meyveyi,
Her gün yeniden yeşillenen ağacı...!Kırmızı gülKırmızı gülKırmızı gül
June 30

YILDIRIM TÜRKER'i OKUMAK.....

Pazar gününe gazete okumayla başlarım.Genelde kahvaltı esnasında yada kahvaltı sofrası kalkmadan gazete okuma dan bahsedilir.Nasıl bu çoğunluğun dışına düştüm bilmiyorum.Ben,uyanır,bir-iki dolaşır sonrada Radikal gazetesinin başına otururum.Pazar günleri günlük haber okumaya dayanamam.Aradığım yorumdur.Düşüncemi harekete geçiren yazılardır.
Yıldırım Türker yazıları vazgeçemediklerim arasındadır.Günlerce etrafımda dönüp duran uygunsuzluklara kızarım ama ifade edemem.Yıldırım Türker sanki bu olumsuzlukların üzerimde yaratığı o kötü etkiyi silmek için , o hafta bunları konu edinir.Öyle düzgün bir kompozisyonla başlar ki yazıda ne nereyi anlatıyor karmaşası yaşamazsınız.Kullandığı dile saygıyı, onu en temiz haliyle kullanarak hissettirir.Konu dağılması olmaz.Ne kadar genişletirse genişletsin yazıdaki hakimiyeti bir an olsun sapmaz.Sorar.Düşündürür.
Bazen öyle konular seçer ki haftaya onu köşesinde bulamıyacağım korkusu yaşarım.Çünkü bizde henüz Özgür düşünceye tavır bitmemiştir.Biraz sınır dışı konulara daldınmı,kendi içine birbirini doğuran cezalar silsilesiyle karşılaşırsın.
DSCN2309Yıldırım Türker'in bu tür yazılarını okurken bir anda yazının içinde başka bir yolculağa çıkarım.Yıldırım türker'i patronunun odasında görürüm.Yazdığı yazının hesabı soruluyordur.Onun cevaplarını dinlerim.Eğilmez,kıvırmaz,olduğu noktanın bilinci ile yürüdüğü hedefi sırtında durur.Patron çelişki yaşar.Aslın da severim seni hani biraz daha.....demeye getirir....Bu düş uzar gider.Bir haftanın üzerimde yaratığı, kendimi yalnız ve ifadesiz hissetme, duygumu siler süpürür.Dinlenmiş ve umut yenilemiş olarak iştahla kahvaltıma dönerim.
Bu hafta ki yazısını okumayanlara öneriyorum.
 
June 23

ATTİLA DURAK

İzmir Atatürk Kültür Merkezi'de sergisi vardı."sadece bir Türkiye var....Siz hangisini biliyorsunuz....."sorusuna cevap beklemeyen bir sergiydi.
      Bir çok fotoğraf sergisi gezdim,izlenimlerimi sonrasında hep yokladım.Bende nasıl bir duyguya dönüştü?Ne hissetim?
Çoğunlukla,İzlediğim sergilerde "ışık oyunları"dan etkilendim.
Atilla Durak sergisinde,Her fotoğraf bana bir hikaye anlattı.Her fotoğraf la birlikte yeni bir tanışma hissini derinden yaşadım.
Yine ATİLLA DURAK benim hissedip hiç bir şeye dönüştüremediğim,bilincimi,duygularımı,hasasiyetimi kare kare anlatarak beni ferahlattı.Hemde sözlere sığınmadan,Zaten her söz de bu çalışma karşısında kifayetsiz kalırdı.
  Şimdi Bir şeyi daha ekliyeceğim,ATİLLA DURAK  yazıp google de ararsanız hem o eşsiz sergideki bazı kareleri sizlerde izlersiniz.Hemde Fotoğraflarınızı 20 temmuza kadarona ulaştırıp hoş bir yarışma duygusunuda yaşamış olursunuz.
Bir tek şartı var ama,Fotoğraflarınıza birde fotoğrafın hikayesini eklemenizi istiyor....Umarım sizlerde duygularınızı yazarsınız ve hep birlikte ortak bir duyguyu paylaşma tadını duyarız...
June 15

BU AKŞAM BÜTÜN MEYHANELERİNİ DOLAŞTIM İSTAMBUL'un

Mezuniyet gecsi için bir koro hazırlamışız.Türksanat müziğini en ağır makamları seçilmiş.Korku heycan karışık titriyoruz.Arkadaşlardan biri AVNİ ANIL burada dedi.
Biranda olduğum yere yığıldım.Bir ustanın önünde şarkı söylemek yapamam diyorum.Telaş içinde bir o yana bir bu yana savruluyoruz.Kapıda görünüverdi.Sarı bir çınar yaprağı gibiydi.Üzerinde ince bir pardüsö vardı.Sanki onu oraya rüzgarlar getirmişte pardüsösü hala dalgalanmaktaydı.
Arkadaşlarım etrafını sarmış hoşgeldin diyorlar,birşeyler anlatıyorlardı.Sıra bana geldi"hayranız büyük"dedim olmadı"size bir şey demek istiyorum"olmadı.O kadar çok şey söylemek..."dur çocuğum bak göğsünde bir serçe çırpınmakta dur biraz."öleceğimi sandım"bestelerimi çok beğeniyorsun,benide çok seviyorsun.Doğru anlamışmıyım."Başımı salladım ancak."bahtiyaroldum.Şimdi çık şarkını söyle"
Hüznün kendisi olmuş bu bestekar için "öldü"sözcüğü beni çok yaralıyor.Olsa olsa uzun bir yolculuğa çıkmıştır...rüzgar bestelerini bize taşımaya devam edecek.
RUHUN ŞADOLSUN AVNİ ANIL. 

AVNİ ANILIN ARDINDAN


 
 AVNİ ANIL ŞARKILARI SÖYLEYELİM......
June 11

OKULLARIMIZ

23 nisan ve okuma bayramı etkinliklerinde olanlar şaşırtıcı...
Irkçı biri değilim.Her ulusun kendine has güzelliklerinin olduğuna inanıyorum.Yine her ulus kendine özgü değerleri geliştirme ve paylaşma hakkının korunmasınada inanıyorum.Ama 23 nisan etkinliklerinde ilköğretim 1.sınıf çocuklarına Amerikanın arka sokaklarındaki barlarında sipritizcilerinin kullandığı müzik eşliğinde dans etmeyi reva gören anlayışı algılıyamıyorum.
7 yaş çocuklarının ellerinde filleli eldivenler,ayaklarında renkli filleli çoraplar,üzerlerinde mini etekler....ve o bar müziği eşliğinde erotik sayılabilecek dans neyle açıklanabilir?
 Foklorik değerlerin çok zengin olduğu bu topraklarda,horon,halay,zeybek,kaşık oyunlarından biri bile akla gelmemiş olması ne acı...
Bir okulun ihmali diye düşünülebilinir.Ama görevim gereği girdiğim her okulda benzer şeylerle karşılaştım.
Allı pullu kostümler içinde veliler eşliğinde,herkes durumdan memnun.Ben ve benim gibi birkaç kişi buruk,bir köşeye atılmış değerlerimize üzülerek bakıyoruz.
ne yapıla bilir sorusunun yanıtı bence eğitimcilerimizde olmalı.
Çocuklarımızı oryantal ve arebesk kültürün etkilerinden kurtarmak onların bekçiliğiyle mümkün olur ancak.
 
 
Not:İzleyenler bilirler,ben bu ortama veda etmiştim.Ama bu yaşadığım abesliği paylaşacağım aklı selim insanlara ihtiyaç duymam yeniden yazmama neden oldu.
 
December 26

VEDA

Artık ayrılıyorum.Bu sayfaya resim yüklemiyeceğim.Yazı yazmıyacağım.Öylece kalacak.Tufandan geriye kalanlar nasıl yoğun bir sessizlik yaşarsa,öyle bir sessizliğin kucağına çekileceğim.
Bu durum bir nedene bağlı değil;sessizliğin bir değer olduğuna inanmamla ilgili.Biriktirmeyi sağlar,biriktirdiklerinizi yatağını bulduğunuzda salmanın keyfini yaşatır.Ama yanlış yada yanılgılı bir yatağa akarsa,yıllarca biriktirdikleriniz kendi dilinizde,kendi sözcüklerinizle değerini kaybeder,tarumar olur.Ne büyük acıdır bu tarumar olma hali.Öyle durumların yoluda susarak,huzurdan çekilmektir .Yani uğultulu bir ormanın sesi içinde,kendi sessizliğinizi saklamak......Her yorgun ruha iyi gelir.Bu sayfadan beni takip eden varmıydı bilmiyorum...Boşluğada  olsa hoşçakalın diye son kez ünlüyorum.
December 09

akılla konuşma

DSCN1522Akılla bir konuşmam oldu dün gece;

Sana soracaklarım var, dedim;

Sen ki her bilginin temelisin,

Bana yol göstermelisin.

Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?

Birkaç yıl daha katlan, dedi.

Nedir; dedim bu yaşamak?

Bir düş, dedi; birkaç görüntü.

Evi barkı olmak nedir? dedim;

Biraz keyfetmek için

Yıllar yılı dert çekmek, dedi.

Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim; Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.

December 08

dalgakıran

aşk herkesi kırar biraz
eksilmesin acısı şükret
varsın ağlasın dalda kiraz
herkes kendine sürgün biraz
 
çocuk gülüşün dünden bir yara
aşk bize sıla
günler gelir büyürüz elbet
aşk bize gurbet
ayışığı dalgakıran
yarada tuz aşktan kalan
ayışığı tende bıçak
giden sürgün kalan kaçak
aşk bize sıla
aşk bize gurbet
kapansın yarası şu gecenin
ayrılıklar örtsün üstümü
kimim kimsemdi ah gözlerin
gidecek yeri yok kimsenin
Erdal Güney
 
No list items have been added yet.
by 
by 
by 
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
zelhawrote:
tesekkür ederim eylül :)
Sweety Girl Pictures, Images and Photos
Nov. 24
Nov. 20
zelhawrote:
sessiz bir kıpırtıdır yalnızlığım benim
iğnenin deliğinden geçirip dünyayı
içime doldurmaktır damarlarıma kadar
gün batımlarını düşlemek gibi bozkırlarda
kulaklarımda bir orman senfonisi uğul uğul
Austos böceklerinin şarkısını dinlemek
uçuca ekleyip çığlıkları susmak gibi
gecikmesidir beklediğim trenlerin

tutuşmuş bir yüreğin alevinde geceyi yakmak
kayan yıldızları tutmak avuçlarımda
akşam haberlerinde cinnetler, cinayetler
grev meydanlarında emeğin türküsü
zindan duvarlarından taşan aşk
portakal çiçekleri gibi özgürlük düşleri
açlığın rüyalarında sebil bir denizdir

Afrika’lı bir kabile kızının gözlerindeki ışıltı
ırzına geçilmiş umutların birikmesi dağlarca
kutsal kitaplardan uzanan Tanrı elleri
sofraları sömüren kasalar, kasadarlar
her Kıta’dan ayrı bir uşak, ayrı bir hizmetçi
adları melek, yüzleri iblis iblis paletletler
savaş tankları, talanlar ve işgaller gibi
çıldırtan kıyım ve cana düşmesi sevdanın

tam da bu yangın yalnızlığın ortasında
balyoz gibi vuran öfke
Ruhi babanın su gibi akan sesi
Bedreddin’in kellesi
Anadolu’nun bileşkesi
Ferhad’ın dağları
ve binbir rengi bir uçtan bir uca ülkemin
denizin yeşil yosunu
balıkların oynaşması

yalnızlığım benim
gözlerimin içinden geçen deli kısrak
uyusam dörtbaşı mamur
uyusam bütün düşlerim mor...
 

Meral Vurgun

 
Nov. 19
yureğın kadargüzl kız sayfanı iyi düzenlemişsin benim resimlerimide izinsiz kullanabilirsın kendine çok iyi bak olurmu 
Nov. 18
Nov. 18
zelhawrote:
İki bilet istemiştim ortalardan
Sen almışsın uçurumun kenarından.
Ücretsiz izinlerdeyim ta başından.
Bir kere sevmek çok değil, can tenden geçmeden.
Söyleş bakalım, üç günlük ömrünle,
Herkes memnun kendinden, öyle ya da böyle.
Ne testler çözdük biz, ne yalnışlar bulduk.
Ne özetler okudukça, ne çoktan seçildik.
Bu yalnızlar liginde, her sene üst üste
Şampiyon olmuşuz da, kupalara doymuşuz da,
Üstelik tanışmışız da bir Kadıköy akşamında,
Gidebilir miyiz dersin buradan uzaklara ?
Buradan uzaklara, buradan uzaklara...

İş sahibi olursun, bir sevgili bulursun.
Ana haber sana yeter günün birinde.
Bir mucize beklersin sessiz evlerde.
Törpülenir cesaretler zaman içinde.
Evini kolay buldum, yolda sordum.
Vezirleri harcamışlar, şahlarla mat oldum.
Ne testler çözdük biz, ne yalnışlar bulduk.
Ne ösetler okudukça, ne çoktan seçildik
Nov. 16
Nov. 15