eylül's profileeylülPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog

    November 07

    BEDENSEL ENGELLİLERLE DAYANIŞMA DERNEĞİ

     
    BEDENSEL ENGELLİLER DERNEĞİ DİYOR Kİ;
    Ülkemizde binlerce yardıma muhtaç engellinin,ilaç ve temel bakım ihtiyaçlarının karşılanması için yardımlarınızı bekliyoruz.
    Yardımlaşmak iç huzuru artırır.Hem kendiniz için,hem sizin olanaklarınıza sahip olmayana bir parça fırsat yaratmak için......Lütfen
    Bir kaç sanye üzerinde düşünelim ve bu gün bu konuyu bir kaç arkadaşımızla konuşalım...
     
    Başvuru adresleri:
    Tel:0 216 441 08 34- 0 216 370 81 66
    Web:www.bedd.org.tr
    Mail:bedd@bedd.org.tr
    October 31

    AŞK DA NEFRET DE BEYİNDE KISA DEVREYE NEDEN OLUYOR

    NEFRET DUYGUSUNUN FİZYOLOJİK NEDENLERİ ÜZERİNE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA,
    AŞK İLE NEFRETİNBEYİNDEKİ SİNİR AĞLARINI AYNI ÖLÇÜDE AKTİVE ETTİĞİNİ ORTAYA  KOYDU.
    BUNA GÖRE İKİ DURUMDA DA KİŞİNİN DAVRANIŞLARI AŞIRI OLUYOR.
     
    TARAF GAZETESİ.
    October 29

    GİDENLERE.......

    
    DÜN DAĞLARDA DOLAŞTIM EVDE YOKTUM
    
    
    	Güneş cebimde bir bulut peydahladı. Taş, kördür diye yazdım. Ölüm, geleceksiz.
    Şeylerin yalnız adı var. Ve: 'Ad evdir.'   (Kim söyledi bunu?)   Dün dağlarda dolaştım,  evde
    yoktum.  Bir uçurum  bize bakmıştı,  uçurumun konuştuğu usumda.   Buydu  bizim kendine
    sonsuz  olanı  duyduğumuz.  Nesneler  ki  zamanda   vardır.     Terziler  çıracısı  Hermüsül
    Heramise'nin  pöstekisi  her  bahar   ayaklanırdı.     Yağmur  yağmamazlık   edemez.  Taş,
    düşmemezlik.
    
    	Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur.  Otların canı sıkılmaz.   Kurşunkalem
    kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu.   Seni bilmem,  bir söylene dönüşmek içindir dünya.
    Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk dediğimiz
    budur.
    
    	Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben gidiyorum. Ölüme, o büyük tümceye,
    çalışacağım.
    
    
    
    
                                                                                          dün dağlarda dolaştım evde yoktum
    
    
    
    
    
    İlhan BERK
    

    ZELHA

    .....Zelha,genç,duygulu,duyarlı,miniminacık bir öğretmen.
    Kısa bir selamlaşmamız oldu.Ondan sonrasında sessiz sedasız,ara ara bir birimizin sayfasına konuk olduk.
    Hoş süprizleri vardı.Her defasında beni güldürür,duygulandırırdı...
    Ne oldu bilmiyorum.Ama zelha sayfasını kapatmış.Sanki küsmüş,küstürülmüş gibi....
    Zelha'yı özledim.
    October 21

    AYRILIĞN YÜREĞİ

    Sessiz sedasız yaşayan bir ayrık otuydu,Orta Anadolu'da
    Kıtlıktan önce.
    En küçük bir şeyden coşardı.
    Mesala bir kuş uçmasın Kızılırmak'adoğru,
    Köklerine su yürümüş gibi sevinirdi.Bir bulut geçsin üstünden
    Ayrılıktan çıkardı.
    Dünyayı,derdi,Dünyayı,
    Hiçbir şeylere değişmem...
    Şimdi yaşamak istemiyor.....
                   İlhan Berk
    October 15

    DUENDE

    DENİZ TÜRKALİ (Arşivi)Lorca "Duende" yazısında hayatında ilk kez Paganini dinleyen yaşlı bir Çingene'nin heyecanla bağırdığını anlatır "Ole! Bunda duende var." Duende sözcüğü çeşitli gayretlerle diğer dillere çevrilmeye çalışıldı. Hiçbiri olmadı. Sonunda "duende", her dile "duende" olarak yerleşti, çünkü bu sözcüğün çevirisi hiçbir dilde tam kaşılığını bulmuyordu. Cin, ecinni, büyü, büyüleme, ışık, ısı, şeytan çarpması, ruh, ruhunu şeytana verme, kaptırma, çaldırma vs. vs... olmuyor işte.
    Lorca, "Duende sonradan edilinemez, çok çalışarak da elde edilemez, varsa vardır. Sonradan olmaz" diyordu. O bir bağıştır.
    Maria Callas'ta duende vardı. Dostoyevski'de de vardı.
    Ateşin başında, bir sürü genç kız dans ediyordu. Hepsi birbirinden güzel bu kızlar danslarını bitirince, kenarda onları seyreden yaşlı bir kadın kalktı dansa herkesin nefesi kesildi. Çünkü bu dansta
    "duende" vardı.
    Çoğunluğun beğenisini heyecanla karşılayanlardan değilim. Çoğunluğun ortak kararı beni tırstırır hatta biraz da korkutur. Bana istemediğim onaylamadığım hayatı yaşamak zorunda bırakanlar hep bu ortak kararda imzası olanlar değil mi? Varsayılan bir ortalamanın iktidarı altında, onların tercihleri doğrultusunda yaşamak zorunda bırakılmak ve itirazların cılız sesinin çoğunluğun gürültüsünde boğulması delirtmez mi insanı?
    Dolu dizgin yaşamak varken dar sınırlar içine sıkıştırılmak çıldırtmaz mı insanı?

    Halkı isyana teşvik
    Aşkları, acıları, sevinçleri, kederleri ölesiye, ama kimseye yıvıştırmadan, ama tanıklığınızda yaşanan bir hayatın sahiciliği düpedüz bu hazır ve bunaltıcı hayata isyan değil midir, halkı isyana teşvik değil midir?
    Aynılıklara hayatınla itiraz etmek, bütün
    "ötekilerin" yanında "sizden biri olmak için değil, ben olarak yanınızda durmak için
    burdayım" deyip kendi şarkını söylemek, kazandığın "zafer"leri pervasızca bir kenara itiverebilecek biri olmak bu lanet olası
    ortak kararlara isyan değil midir, halkı isyana teşvik değil midir?
    Herkesin bayıldığı biri olmak kolay değil. Ama herkesin bayıldığı biriyken, buna her an arkanı dönüp gidebilecek gibi durmak; gerçekten hiç de kolay bir şey değil. Böyle bir duruş özgürlük üzerine bir kere daha düşündürmez mi insanı?
    Sentetik ve dizayn duyguların egemenliğindeki
    bir dünyada, adının 'duygulu'ya çıkması, (duygusal konuşmak, duygu yüklü (!) olmak, yoğun duygular yaşamak (!)), nasıl içini bayar, duygudan ikrah ettirirse, bazen de bir dize ile yüreğinin arınması, nasıl da yeniler, tazeler insanı.
    Ben bir konsere gittim. Konserde "duende" vardı. Konser bana bu yazdıklarımı düşündürdü.Konserin adı Sezen Aksu'ydu.

    Okuyucu yorumları
    October 10

    SONBAHAR SIKINTILARI...

    Bu aylarda güneş,eski sıcaklığıyla karşılamaz bizi.
    Doğa, huzur veren yeşil elbisesinden soyunur...
    Her taraf içli,hassas bir sarlığa bürünür...
    Bu aylar bizi de vurur...
    Ayrılıkları,
    Terkedilmişliğimizi,
    İç sızılarımızı,
    Düne ait kapanmamış tüm yaraları zonklatır
    Canımızı acıtır...
    İç sıkıntıları,
    Buhranlar,
    Kendini yetersiz hissetme,
    Anlamsızlık,
    Her şeyin bir tekrar olduğunu düşünme,
    Keyifsizlik,
    Nedensiz sızılar,ağrılar...
    Karamsarlıklar,
    Kararsızlıklar olarak kapımızı çalar.
    Bu durumlarla başetmek bizim için zordur.
    Doğa kabuk değiştirdiğini bilir.Ama insan böyle düşünmez.
    Hayatında yaşadığı bütün olumsuzlukar arasına bir köprü kurar.
    Bir anda hayatının dengesini kaybeder.
    Bu dönemleri yaşarken,en doğru tutum bir danışmana başvurmaktır.
    Kendinize itinalı davranırsanız,iç dünyanız size hazinelerini açar
    Sevgilerimle
    0232 323 56 13
    Fax:0232 323 56 15
    October 04

    EFT

    Öğrencilerime müjde......... 
    Algılarınızı açmak,öğrenmeyi hızlandırmak,
    Ders çalışmaya istek duymak,
    Ders çalışırken sıkılma,yorulma gibi engellerle başetmek,
    Sınav kaygısından kurtulmak,
    Başarılı yanını görüp, başarısız yanını güçlendirmek,
    Gibi birçok konuda değişik danışmanlık hizmetleri veren kuruluşların yanında,birde
    EFT gibi, enerji dengenizi ,her gün kendinizin kurabileceği,yöntemlerde uygulanmakta.
     
    Bu konuda inceleme ve araştırma yapmak istiyorsanız,www.psikocozum.com. başvurabilirsiniz
    tlf:323 56 15-323 56 13 ve psikocozum@mynet.com da diyebilirsiniz.
    Hepinize sevgiler....
    Oradaki uzman danışmanlardan geniş bilgi alabilirsiniz
    September 30

    bayrama dair

    hani bir gün sonrası bayram
    insanın en çok bugün, yani bayramın arifesinde
    dolar çoçukluğu gözlerine
    gözlerinin seyrinde
    kalbinin derinliklerinde sızlar düşleri
    ama bazen sadece çoçukluğa dair gelmez düşler
    insan seyrine
    çookkk hemde çok dolar ömrün her vaktine ilişkin
    hele de yaşanamamışlıklarsa o düşlerin adı,
    değmeyin yarasına garibin demek en doğrusu olur
    o yüzden varalım da değmeden geçelim şu yarayı
    şu yaraları....
    gün şen ola, gülü_şen ola demenin adı
     hani şimdiki büyükler öyle diyor
    bizlerde galiba bugünün büyükleri oluyoruz
    varsın bazen dinleye dursun kulaklarımız bu sözleri
    kaptıralım kendimizi bugünün çoçuklarının duyumsadığı sevinçe
    gelir mi sevinç, dolar mı sevinç kalplerimize bilinmez
    ama dost dilekleri illaki duyulur bugün
    iyi günde , günde kötü günde olmanın farkındalığıdır dostluk
    biz bugünü ve her günü böyle yaşaya_ duralım
    durulur mu böyle her birimiz için hayat karşısında
    o da bilinmez her kes için
    ama madem bayramdır
    madem seyrandır
    ve madem şeker dir bu bayramın adı
    bayram olsun
    seyran olsun
    şeker olsun
    günümüz....
    öyle olsun
    kutlu ve muhani bir gün sonrası bayram
    insanın en çok bugün, yani bayramın arifesinde
    dolar çoçukluğu gözlerine
    gözlerinin seyrinde
    kalbinin derinliklerinde sızlar düşleri
    ama bazen sadece çoçukluğa dair gelmez düşler
    insan seyrine
    çookkk hemde çok dolar ömrün her vaktine ilişkin
    hele de yaşanamamışlıklarsa o düşlerin adı,
    değmeyin yarasına garibin demek en doğrusu olur
    o yüzden varalım da değmeden geçelim şu yarayı
    şu yaraları....
    gün şen ola, gülü_şen ola demenin adı
     hani şimdiki büyükler öyle diyor
    bizlerde galiba bugünün büyükleri oluyoruz
    varsın bazen dinleye dursun kulaklarımız bu sözleri
    kaptıralım kendimizi bugünün çoçuklarının duyumsadığı sevinçe
    gelir mi sevinç, dolar mı sevinç kalplerimize bilinmez
    ama dost dilekleri illaki duyulur bugün
    iyi günde , günde kötü günde olmanın farkındalığıdır dostluk
    biz bugünü ve her günü böyle yaşaya_ duralım
    durulur mu böyle her birimiz için hayat karşısında
    o da bilinmez her kes için
    ama madem bayramdır
    madem seyrandır
    ve madem şeker dir bu bayramın adı
    bayram olsun
    seyran olsun
    şeker olsun
    günümüz....
    öyle olsun
    kutlu ve mutlu günlere vesile olsun
    herkes dilediği gibi yaşadursun tabiki
    ve dile kolay
    gelen dilekler hayatta da gerçeğe dönüşsün....
    dönüşür mü.....???/
    valla bilmem
    taktir_ i ilahi...
    kutlu olsun, mutlu olsun velhasıl kelam 

     
    tlu günlere vesile olsun
    herkes dilediği gibi yaşadursun tabiki
    ve dile kolay
    gelen dilekler hayatta da gerçeğe dönüşsün....
    dönüşür mü.....???/
    valla bilmem
    taktir_ i ilahi...
    kutlu olsun, mutlu olsun velhasıl kelam 

     
    September 19

    Konuşulan konu perspektif

     

    Alıntı zelhanın çalışması.Çok beğendim.Paylaşıma açıktı.Aldım.

    perspektif

    September 18

    Beklentisiz....

    Beklemiyorum artık.Güven talebimde yok artık.Bir omuza da ihtiyacım kalmadı...
    Bastığım yer kadar hacmim.Bir ağaç kovuğu yeter,sığınacak gönüle de  gerek yok....
    KIrgınlık,küskünlük değil;
    Yükleri boşluğa fırlatmaktır.Ne ağırlık olurum,ne ağırlığını taşırım....
    Birbaşına olma hali.....çoktandır unutmuşum.....yeniden hatırladım...
    Bazı yollar yalnız yürünülüyormuş....öğrendim.
     
    July 05

    FAUST

    ZAVALI ŞEYTAN,BANA NE VEREBİLİRSİN Kİ?
    Yükseklere göz dikmiş insan bilincini,
    senin gibiler kavrayabilir mi hiç?
    Sendeki gıda doyurmaz insanı,
    Elindeki kızıl altın ,civa gib,
    Avcun içinde akıp gider
    Senin kumar maslarında,
    Kimse kazanmaz,
    Daha sarılırken başkalarına bakar,
    Göndereceğin kızlar,
    Vereceğin itibarın tanrısal gururu
    Kuyruklu bir yıldız gibi,
    Kayar gider,
    Bunları mı sunacaksın
    Göster bana bakalım,
    Koparılmadan çürüyen bir meyveyi,
    Her gün yeniden yeşillenen ağacı...!Kırmızı gülKırmızı gülKırmızı gül
    June 30

    YILDIRIM TÜRKER'i OKUMAK.....

    Pazar gününe gazete okumayla başlarım.Genelde kahvaltı esnasında yada kahvaltı sofrası kalkmadan gazete okuma dan bahsedilir.Nasıl bu çoğunluğun dışına düştüm bilmiyorum.Ben,uyanır,bir-iki dolaşır sonrada Radikal gazetesinin başına otururum.Pazar günleri günlük haber okumaya dayanamam.Aradığım yorumdur.Düşüncemi harekete geçiren yazılardır.
    Yıldırım Türker yazıları vazgeçemediklerim arasındadır.Günlerce etrafımda dönüp duran uygunsuzluklara kızarım ama ifade edemem.Yıldırım Türker sanki bu olumsuzlukların üzerimde yaratığı o kötü etkiyi silmek için , o hafta bunları konu edinir.Öyle düzgün bir kompozisyonla başlar ki yazıda ne nereyi anlatıyor karmaşası yaşamazsınız.Kullandığı dile saygıyı, onu en temiz haliyle kullanarak hissettirir.Konu dağılması olmaz.Ne kadar genişletirse genişletsin yazıdaki hakimiyeti bir an olsun sapmaz.Sorar.Düşündürür.
    Bazen öyle konular seçer ki haftaya onu köşesinde bulamıyacağım korkusu yaşarım.Çünkü bizde henüz Özgür düşünceye tavır bitmemiştir.Biraz sınır dışı konulara daldınmı,kendi içine birbirini doğuran cezalar silsilesiyle karşılaşırsın.
    DSCN2309Yıldırım Türker'in bu tür yazılarını okurken bir anda yazının içinde başka bir yolculağa çıkarım.Yıldırım türker'i patronunun odasında görürüm.Yazdığı yazının hesabı soruluyordur.Onun cevaplarını dinlerim.Eğilmez,kıvırmaz,olduğu noktanın bilinci ile yürüdüğü hedefi sırtında durur.Patron çelişki yaşar.Aslın da severim seni hani biraz daha.....demeye getirir....Bu düş uzar gider.Bir haftanın üzerimde yaratığı, kendimi yalnız ve ifadesiz hissetme, duygumu siler süpürür.Dinlenmiş ve umut yenilemiş olarak iştahla kahvaltıma dönerim.
    Bu hafta ki yazısını okumayanlara öneriyorum.
     
    June 23

    ATTİLA DURAK

    İzmir Atatürk Kültür Merkezi'de sergisi vardı."sadece bir Türkiye var....Siz hangisini biliyorsunuz....."sorusuna cevap beklemeyen bir sergiydi.
          Bir çok fotoğraf sergisi gezdim,izlenimlerimi sonrasında hep yokladım.Bende nasıl bir duyguya dönüştü?Ne hissetim?
    Çoğunlukla,İzlediğim sergilerde "ışık oyunları"dan etkilendim.
    Atilla Durak sergisinde,Her fotoğraf bana bir hikaye anlattı.Her fotoğraf la birlikte yeni bir tanışma hissini derinden yaşadım.
    Yine ATİLLA DURAK benim hissedip hiç bir şeye dönüştüremediğim,bilincimi,duygularımı,hasasiyetimi kare kare anlatarak beni ferahlattı.Hemde sözlere sığınmadan,Zaten her söz de bu çalışma karşısında kifayetsiz kalırdı.
      Şimdi Bir şeyi daha ekliyeceğim,ATİLLA DURAK  yazıp google de ararsanız hem o eşsiz sergideki bazı kareleri sizlerde izlersiniz.Hemde Fotoğraflarınızı 20 temmuza kadarona ulaştırıp hoş bir yarışma duygusunuda yaşamış olursunuz.
    Bir tek şartı var ama,Fotoğraflarınıza birde fotoğrafın hikayesini eklemenizi istiyor....Umarım sizlerde duygularınızı yazarsınız ve hep birlikte ortak bir duyguyu paylaşma tadını duyarız...
    June 15

    BU AKŞAM BÜTÜN MEYHANELERİNİ DOLAŞTIM İSTAMBUL'un

    Mezuniyet gecsi için bir koro hazırlamışız.Türksanat müziğini en ağır makamları seçilmiş.Korku heycan karışık titriyoruz.Arkadaşlardan biri AVNİ ANIL burada dedi.
    Biranda olduğum yere yığıldım.Bir ustanın önünde şarkı söylemek yapamam diyorum.Telaş içinde bir o yana bir bu yana savruluyoruz.Kapıda görünüverdi.Sarı bir çınar yaprağı gibiydi.Üzerinde ince bir pardüsö vardı.Sanki onu oraya rüzgarlar getirmişte pardüsösü hala dalgalanmaktaydı.
    Arkadaşlarım etrafını sarmış hoşgeldin diyorlar,birşeyler anlatıyorlardı.Sıra bana geldi"hayranız büyük"dedim olmadı"size bir şey demek istiyorum"olmadı.O kadar çok şey söylemek..."dur çocuğum bak göğsünde bir serçe çırpınmakta dur biraz."öleceğimi sandım"bestelerimi çok beğeniyorsun,benide çok seviyorsun.Doğru anlamışmıyım."Başımı salladım ancak."bahtiyaroldum.Şimdi çık şarkını söyle"
    Hüznün kendisi olmuş bu bestekar için "öldü"sözcüğü beni çok yaralıyor.Olsa olsa uzun bir yolculuğa çıkmıştır...rüzgar bestelerini bize taşımaya devam edecek.
    RUHUN ŞADOLSUN AVNİ ANIL. 

    AVNİ ANILIN ARDINDAN


     
     AVNİ ANIL ŞARKILARI SÖYLEYELİM......